19/11/2006 - HEY GİDİ GÜNLER

Kategori: DUA VAKTI
HEY GİDİ GÜNLER

Ve birgün sahabenin dediği gibi Hey Gidi Günler diyecekseniz.Meğer tatlı günler o günlermiş!Diyeceksiniz.Belki bende öyle diyeceğim.Ama belki yerin altında beklide yerin üstünde bende öyle diyeceğim.Hey gidi günler!

Tam yaşanılacak günlermiş.Hiç durmadan gecelerinde koşulacak günler,hiç durmadan soluk soluğa küheylanlar gibi gündüzlerinde koşulacak günler.Himmet toplantısı deyip,utana utana hicap ede ede,terleye terleye ne olur Allah aşkına çoşun denen günler!Burs verin,kurbanlarınızı verin,İmamhatip yapın,yurt yapın,pansiyon yapın,okul açın açın deyip terin tabandan çıktığı günler.Bende diyeceğim.sizde diyeceksiniz,bugün belki hicranlı günler.Belki hasretli günler ama birgün gelecek özlenen günler olacak.

Nesibe yetiştiği gül devri ile şer şad ve hurrem değildi.O Uhud'u düşününce seviniyor ve gülüyordu.Sırtında elin yumruğun girip saklandığı sırtındaki yarıyı gösterdiği zaman,mesut ve bahtiyar oluyordu.Gül devrini yaşarken değil!

Abdullah ibni izafetüssehmi başının kaynayan sulara sokulduğu günleri hatırlıyor Hey gidi günler diyordu.

Huzeyfe babasının evinden kovulduğu günü düşünüyor Hey gidi günler diyordu.
Ammar yeldire yeldire geziyordu.Sırtında ateşlerin söndürüldüğünü düşünüyor Hey gidi günler diyordu.

Zübeyir bin Avvam hasırlara sarılıp yakıldığı günleri hatırlıyor Hey gidi günler diyordu.

Onlar Hey gidi günlerdi.Çünkü o günlerde müminler tırmanma şeridinde,sürekli olarak tırmanıyorlar başka hiçbirşeye gönül kaptırmadan,başka bir şeye Dilbeste olmadan,turnikeye önce girmenin hakkını araştırmadan,hizmet karşısında hakk-ı temeddü aramadan sadece hizmet deyyor deyyor ve yürüyorlardı.Hey gidi günler!
Hey gidi günler diyorlardı.O çile günlerine o ızdırap günlerine;Çünkü o günlerin içinde Allah'ın hoşnutluğundan başka mulahaza yoktur.Çünkü o günlerde büyüklük yoktu.Çünkü o günlerde herkes küçüktü.Çünkü o günlerde herkes neferdi.Çünkü o günlerde ağabeylik yoktu.Çünkü o günlerde herkes turnikeye evvel girmiş olmanın hesabını yapma yoktu.Çünkü o günlerde "Kunde innennasü verde minennas" "İnsanlar arasında bir insan ol vardı."

Ah nankör nefsim!Sende hey gidi günler diyeceksiniz.Kafanda hiç o türlü duygular ve düşünceler yoktu.Dinleselerde,dinlemeselerde alınmıyordun.Sekiz saat derse girdikten sonra iki yerde de derse iştirak ediyordun.Bir Cumartesi pazarsa burası Simav senin,orası Gediz benim,şurası Demirci'de senin ve Pazartesi derslere yetiştirmede yine senin. Ama alınmıyor gönül koymuyordun.Dinleyen yok diye üzülmüyordun.Tesir etmiyor diye müteessir olmuyordun.Hey gidi günler!Ne kadar arkada kaldımız!Bizden ne kadar uzaklaştınız!Biz ne kadar büyüdük.Hey gidi günler!

Hey gidi günler!Siz ne kadar küçük kaldınız.Ahh Eyyamullah!Ahh Peyagamber günleri!Ahh Hizmet günleri!Ahh Cihad günleri!Ah başka mulahazaların içine girmediği günler.Biz büyüdükçe sizler arkada küçük kaldınız.Benim Kestane Pazarın'daki tahta kulubeciğim içinde kaldınız.Ahh tahta kulubem!Herşey senin içinde kaldı gitti.Ahh küçüklük sen ne iyiydin!Arkadaştık seninle.Hey gidi günler!İlki değiliz,sonuda olmayacağız.Hey gidi günler!

İmamlık makamında ağlaya ağlaya namaz kıldırılan günler.Kur'an okuınurken kalp duracak hale geldiği günler.

Hey gidi günler!Hey gidi günler!Uhuvvet sevgi,yürekten alaka,birbiriyle fertler sarmaş dolaş olurken.dışardan gelenler �Aman Allah'ım bu ne kardeşlik,bu ne uhuvvet dedirttiği küçük günler.O kadar büyüdük ki sizi tanıyamıyoruz ve göremiyoruz.Biz büyüdük Everest tepesi olduk.Ahh küçük günler!Sizlerde lut gölü gibi zeminden ikiyüz metre aşağıda kaldınız.Ahh yıkılası ağabeylik!Ahh yıkılası saltanat!Ahh yıkılası makam mansıp sevgisi!Ahh yıkılası şirk ifade eden;YAPTIM! ETTİM! ÇATTIM! KURDUM! VERDİM! ETTİM! EYLEDİM! Haşa haşa ve kella YAPAN OYDU! EDEN OYDUI! EYLEYEN OYDU! Hey gidi günler!Böyle düşünüyorken nerelere düştük.Düşünüyorken düşlere takılıp kaldık,düşünüyorken düştük.Hey gidi günler!

Nesibe gibi aydındı günlerimiz.İbn-i Huzafe gibi yürektendi.Babasının evinden kovulduğu zaman çok şükür Resulullah'a gitme yolunu buldum,deyen Huzeyfe kadar mesuttu.

Hamza'nın günleri kadar fütürsuz ve pervasızdı.Ali'nin günleri kadar ten sevdasından,ceset sevdasından,rahat ve rehavetten uzaktı.

Ne çabuk değişiyor günler.O günlerin yerini yımuşak döşekler aldı.O günlerin yerini bikaç odalı evler aldı.O günlerin yerini günde üç defa sofralara konup kalkan birkaç çeşit yemekler aldı.O günlerin yerini evlad-u iyal aldı,çoluk çoçuk aldı.Cumartesi ve Pazar haftanın birkaç günü haftaiçi işini yaptıktan sonra iki günüm,üç günüm cihada geçsin diyen insanların yerini,cihad günlerinin yerini,haftada birkaç gün cihad günlerinin yerini başka duygular,başka düşünceler,başka kılıklar,başka kıyafetler aldı.Başka şekiller,başka sevdalar.Hey gidi günler!

İstemiştim ki O'nu anlatayım Eba Eyyubel Ensari o günlerden kaçarak İstanbul önlerine geldi.Eski günleri arayordu.Hey gidi günlere öyle çare buldu.Ölürsek galiba bu işten kurtulacağız diyordu.Omuzlayın beni surlara en yakın yere kadar götürün ihtimal mulahazası şuydu:Peygamberden işittim birgün biri gelecek bu İstanbul'u feth edecek Feth ederken mezarımda kılıç sesi duyayım. Çünkü mücahit kılıç sesi duymaktan hoşlanırdı.İhtimal mulahazası buydu.O üzerine hakim olan günlerden intikamını böyle alıyordu.Üzerine,önüne konup kalkan sofralardan intikamını böyle alıyordu.Etrafını sarıp saran çoluk çocuktan intikamını böyle alıyordu.Makam mansıp sevgisinden intikamını böyle alıyordu.Çilesizliğin bir ölüm olduğunu görüyor ve kendine ölüm arıyordu ve aradığını buluyordu.

Halid ruhuna bin ruhum feda olsun.Yumruğunun birini Sasanilerin başına indirip felç etmişti.Gürzü Bizansın başına indirip onuda felç etmişti.Devrinde iki devletle hesaplaşmış,ikisini de yerlebir etmiştin.Azledildiği zaman en fakir insanın sahip olduğu mal-meleke sahip değildi.Ordulara baş komutanlığı yapmıştın.Dünyanın o zaman dünya muvazenesinde güçlü Rusya ve Amerika gibi iki büyük devletini yıkmıştı.Kumandanlığı üzerine aldığı zaman kaç paraya sahipse,kumandanlıktan azledildiği zaman o kadar zimmetinde para çıkmıştı.Geriye hiçbirşey koyup düşünmemişti.Bizim bir müezzin efendimizin ruhum ona da feda olsun,bir imam efendimiz kadar da dahi düşünmemişti.Bu insan ölüm döşeğinde ölüyordu.Belki yirmi tane harbe iştirak etmiştin.Yirmi harbi harp zulumatını ışıktan bir kılıç gibi vurup bir yandan girip öbür yandan çıkmıştı.Ölüm aramıştı,ölüm peylemişti.Fakat ölüm nasip olmamıştı.Yatakdaydı .Yastıklar soluklarını yutuyordu.Döşek sağdan soldan kanca atmıştı,kolundan atmıştı,belini doğrultamıyordu.Kendini en son ziyaret eden cephe arkadaşlarından Hz. Ömer'in amcasınınoğlu Aşere-i Mübeşşere'den Said ibni Zeyd içeriye girdiğini görünce bu peygamber yakınına doğrulayım dedi. Düşmanların belini kıran bu insan,belini doğrultamıyordu.Belini doğrultamayınca ağlıyordu hıçkıra hıçkıra

NE O KUMANDAN ÖLÜM KORKUSU MU?
NE DİYORSUN ŞU VUCUDUMDA PARA KADAR YARA ALMADIK YER   YOKTU. 

HEY GİDİ GÜNLER!!!

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/10/2006 - Kadir Gecesinde , eller semada....

Kategori: DUA VAKTI


"Bu gece Senin kadrini bilip kadirşinaslık içinde huzuruna gelenlerin gecesi Yâ Rabbi!
"


Elhamdülillahi Rabbil âlemin... Vessalâtü vesselamü ala seyyidinâ Muhammedin Sallahu Teâlâ aleyhi Ve Sellem� Ferdün, Hayyün, Kayyûmun, Hakemün, Adlün, Kuddûs... Es'elüke Yâ Allah. Yâ Hüve Yâ Rahman. Yâ Rahim. Yâ Hayyü Yâ Kayyûm. Yâ Ze'l-Celali Ve'l-İkrâm. Yâ Erhamerrahimin.


Bütün cürmümüzle, seyyiat ve hatalarımızla beraber Habib-i Edibi'ne talim buyurduğun istikametten, evvela sana hamd ve sena ederek, Habib-i Edibi'ne salat-ü selam getirerek ve sonra O'nun diliyle Esma-i Azam diye ifade buyurulan, mübarek ism-i azam'ı dile getirerek, dergâh-ı nezd-i ehadiyetine dehalet ediyoruz Ya Rabbi!

Resûlü Ekrem'den on dört asır uzakta bulunduğumuz için cürümlerimize bakmayarak, rahmetinle bizleri affeyle Ya Rabbi! Ya İlahe'l-Alemîn ve Ya Ekrame'l-Ekramin! Biz seni bilemedik... Kur'an'ın hakikatine akıl erdiremedik... Peygamber'i tanıyıp yoluna giremedik... İşte bizim dualarımızı İlm-i İlahi'nle bilirken, Sem'i Sübhani'nle dinlerken, bu kadar perişan ve bu kadar sergerdanların duasını dinleme lütfûyla lütfedip dinle Ya Rabbi!


Ya İlahe'l-Âlemin ve Ya Ekrame'l-Ekramin! Şu fani dünyada her birimiz sağda solda bir bülbül nağmesiyle senin mübarek adını dile getirmek, seni yeniden bütün âleme duyurmak istiyoruz. Bir bezm, bir perde kapanıverdi. Ve biz bu perdenin kapanmasına şahit olduk. Karanlık gecede yetiştik. Semasında şimşeğin çakmadığı nice geceler gördük. Bazen bir tek yıldızın bile göz kırpmadığına şahit bulunduk. Böylesine kalbî ve rûhi hayattan mahrum yetiştik. Onun için sahabe gibi hasbi olamadık.


Ya İlahe'l Alemin ve Ya Ekrame'l-Ekramin! Senin lütfedip, bahşedip bizlere gönderdiğin Ramazan-ı şerif ayını idrak ettik. Reyyan kapısından girmeye inşaallah liyakat kazandık. Cennet'e ehil hale geldik. Ben olmasam bile Müslüman cemaatin o yolda olduğu hüsn-ü zannını besliyorum. Onların duaları içinde ellerimizi kaldırıyor, Kadir Gecesi'dir diyen, Ramazan'dır diyen saflaşmış insanlarla beraber sana dua ediyoruz. Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi! Bizi hâib ve hâsir eyleme Ya Rabbi!


Habib-i Edibi'nin söylediği her şey senin aleminden esip gelen şeylerdir. O, sözleri arasında bize şunu duyuruyor ve vicdanlarımızı doyuruyor, "Bir insanın elleri Rabbi Rahimine inanarak kalkarsa Allah (cc), o elleri sıfır olarak geriye çevirmeyecektir." Sana inanarak ellerimizi tevcih ediyor, ebedi mihrabımız olan kapına teveccüh ediyoruz.


Belki, şu ana kadar çok büyük günahlar ve cürümler işledik. Nedamet ederek bir daha işlememeğe azm-ü cezm-ü kast eyliyoruz. Sen bizi dergah-ı nezd-i ehadiyeti'nde kabul eyle Ya Rabbi!


Ya İlahe'l-Âlemin ve Ya Ekrame'l Ekramin! Hadiseler bizi boğacak hale geldi. Üstesinden kalkamaz hale geldik. Neslimizi sokağa döktüler, şahit olduğumuz her manzara artık gırtlağımızda hıçkırığımızı düğümletecek hale geldi. Sen bu vaziyette bizi daha fazla devam ettirme Ya Rabbi! Keremin ve lütfun engindir Senin. Bu millete lütfedip kerem ve lütfunla muamele eyle Ya Rabbi! Bu millet ki Ya Rabbi! Bir zamanlar Senin yüce adını bayraklaştırıp âfâk-ı âlem'de dolaştırıyor ve ölürken en büyük ümniye ve ideal olarak senin mübarek adının âfak-ı âlem'de şehbal açmasını istiyordu. Bu millet, onların torunu ki Balkanlar'da sinesinden yediği hançerle Sana doğru kanat çırpıp yükselirken, "Attan inmeyesüz, Allah'ın adını âfâk-ı âlem'de gezdiresüz." diyordu. Onların ahfadı olan bizleri de aynı şerefle şerefyab eyle Ya Rabbi!


Afak-ı âlem'de adını dalgalandırmak istiyor, Hazreti Muhammed'in adını bugüne kadar gitmediği ufuklara götürmek istiyoruz. Doğusuyla batısıyla bütün insanlık, imandan ve Kur'an'dan mahrumiyetin bunalmışlığı içinde. Bütün bunalmışlara âb-ı kevser gibi götüreceğimiz Kur'an, onları idam-ı ebediden kurtaracak, cennetnümun bir hayata ulaştıracak. Bizim liyakatımız olmasa bile daha evvel ecdadımızın yerine getirdiği bu vazifenin hakkı ve hürmeti için bizleri bu vazife ile şerefyab ve serfirâz eyle!


Son şiire kafiye koymak istiyoruz, yaban ellerde gezen Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in atının zimamından tutup dokuz asır Türk'ün yağız delikanlısının koşturup durduğu Anadolu'da dolaştırmak istiyoruz. "Biraz da bizim vatanımıza gel Yâ Resûlallah!" diyoruz. Sen bu yağızları Malazgirt'ten, Çanakkale'den, Belgrat'tan çok iyi bilirsin. Bingazi'den, Maraş'tan, Gaziantep'ten bilirsin Yâ Resûlallah! Palandöken'de elinde satırıyla koşturan ninesiyle bilirsin. Duvağını atıp Çanakkale'ye koşan geliniyle bilirsin. "Kafir tarafından işgal edilmiş vatanda yaşamak benim neyime" diyen genç kızıyla ve mert delikanlısıyla bilirsin. Bütün bunları neslim ve milletim adına Zat-ı Nübüvvetine sadaka olarak takdim ediyorum. Bilirsin Yâ Resûlallah, Senin için çok terledik. Terlemiş cemaatin terlerini, aziz şehit kanı gibi bir bardağa koyup şu mübarek geceler içinde, şu mübarek Ramazan-ı Şerif içinde, Zat-ı Nübüvvetine, Ruh-u Muazzezine Fatihaların hasıl edeceği sevaptan daha aziz bir sevap olarak Sana takdim etmek istiyoruz. Ve bununla Seni davet ediyoruz. Kabul buyurursan bunu Sana bir davetçi olarak gönderiyoruz.


Medinelilerin Seni davet ettiği gibi Seni yurdumuza davet ediyoruz. "Ne zaman geleceksin?" diyoruz. Canımız dudağımıza geldi. Gayri artık dayanamayacağız. Sensiz olan bir dünyayı da istemiyoruz. Eğer hâlâ bizi liyakatsız buluyorsan, ben nefsim adına arz edeyim, Sana hiçbir zaman layık bir ümmet olduğumu iddia edemedim. Fakat bilirsin, Senden başkasına da türkü söylemedim. Allah'tan başkasına Mabud-u Mutlak, Maksud-u bi'l İstihkak demedim.


Sen bir sultansın. Sultana sultanlık, dilenciye dilencilik yakışır. Bağlı ellerimizi çözüp dağılmış kakülümüzü okşayıver, toz toprak içinde kalmış zülüflerimize mübarek elini gezdiriver. Gayba doğru uzanan ellerimizle Akabe'dekiler gibi elini sıkmak istiyoruz. Ya Resûlallah, elini uzat, elimizi sık. Türk'ün yağız delikanlısı sana Medine'nin Ensarı gibi el uzatacaktır. Başımızı okşa, kırık kalplerimizin kırıklığını gideriver. Sütü birkaç defa döktük, birkaç defa kusur işledik. Fakat vallahi hane-i Nübüvveti'nden dışarı çıkmadık. Vallahi Senden ayrılmadık. Vallahi Kur'an'a karşı inkar vaziyetine girmedik.


Hele filizlerinle Ya Resûlallah, öyle bir dem öyle bir hava aldık ki, ben şu yarım halimle bunlara baktıkça ürperiyor ve kalbim duracak hale geliyor. Sen ki Ravza-ı Tahire'den bunları görüyorsun, şu hıçkırıkları duyuyorsun. Senin ümmetinden delikanlı ve çocukların havasına nigehban bulunuyorsun. Ali'lerin, Ebubekir'lerin, Osman'ların çektiği zimamı, Türk'ün eline veriver. Türk'üyle, Kürd'üyle, Çerkez'iyle, Boşnak'ıyla, Arnavuduyla bir Anadolu milleti göğüslerini gerip senin için dayandılar Ya Resûlallah! Mescidlerini koruyup minareler yaptılar, her şeye rağmen günde beş defa Muhammedür Rasulüllah dediler ve bunu demeye azmettiler Ya Resûlallah!


Ve bugün yaptıkları her şeyi şart-ı âdi olarak vesilen ve vasıtanla dergâh-ı nezd-i ahadiyete takdim etmek istiyoruz. Huzur-u rabbülâleminde "Bunlar da bendendir" der misin Yâ Resûlallah! Bizleri Havz-ı Kevser'in başından kovulanlar içinde kovulma zilletine maruz kalmaktan masun ve mahfuz eyle Yâ İlâhe'l-âlemin! Bizlere şefaat elini uzat, elimizden tutup evc-i kemali insaniyete çıkar Yâ Resûlallah!


Yâ ilâhe'l-âlemin ve yâ Ekrame'l-Ekramîn! Seyyidim ve pişdârım; Rehnümam ve rehberim; Muktedây-ı kül ve rehber-i ekmelim olan Hazret-i Muhammed aleyhi's-salatü ve's-selama dehalet ederek dergâh- nezd-i ahadiyetine girmek istiyorum. Kirli yüzlerimizle doğrudan doğruya sana müracaatı sû-i edeb saydım. Habîb-i edibin vesâyâsı altına girmek istedim. Gönlümü evvela ona teslim edeyim dedim. Ve sonra da onun gölgesi altında Senin huzuruna çıkayım. Bir kıtmir gibi bacakları arasında dolaşayım, sadakatimi izhar edeyim. O da yüzüme baksın. Ellerini yüceler yücesi Sana kaldırsın. Desin ki "Bu da bizdendir Yâ İlahe'l-âlemin. Ve ben de kendimden geçeyim. Hıçkırıklar içinde boğulayım. Bazı şehidler kanının şehidi olur. Ben de ağlamanın ve hıçkırığın şehidi olayım. Bu lütfu bizden esirgeme yâ Rabbi!


Sana sadık olmaya söz veriyoruz; gecemizi gündüz eyle Ya Rabbi. Kışımızı bahar eyle yâ Rabbi! Neslimize can ve dirilik ihsan eyle Ya Rabbi! Bükük belimizi doğrult Ya Rabbi! Kaddimize istikamet, dizlerimize derman ihsan eyle Ya Rabbi! Bu gece Kadir Gecesi Ya Rabbi! Senin kadrini bilenlerin, kadir bilenlerin, kadrini bilip kadirşinaslık içinde huzuruna gelenlerin gecesi Yâ Rabbi!


Rezonans olmak için, münasebet kurmak için bütün şartlar hazırdır Yâ Rabbi! Sen kendin ta'lim, tebliğ buyuruyorsun. Ya Rabbi, Yâ Allah dendiği zaman Sen "Lebbeyk" kulum diyorsun. Bu bişareti bize veriyorsun. Gönlümüzü sevince gark ediyorsun. Avazımız çıktığı kadar, benim boğuk ve kesik sesimle değil, şu cemaat içinde samimi sesler hürmetine Sana Yâ Rabbi, Yâ Allah diyoruz. Yâ Hayy-ü Yâ Kayyûm diyoruz. "Lebbek" de Yâ Rabbi! İmdadımıza yetiş Yâ Rabbi! Evc-i kemal-i insaniyete bizleri i'lâ eyle Yâ Rabbi! Dik gezmişleri, iki büklüm gezmekten halâs eyle Yâ Rabbi! At üstünde Senin adını taşımışları yerde sürünür olmaktan halas eyle yâ Rabbi!


Tel'in ve bedduaya amin de demiyoruz. Belki onların hidayetlerini diliyor ve dileniyor, Mefhar-i Mevcudat Efendimiz gibi, "Allah'ım cemaatimizi hidayet eyle; zira bizi bilmiyorlar" diyoruz. Sen O Rahmanu'r-rahimsin ki, İkrime'nin, Ebu Süfyan'ın kalbini yumuşattın. Sen O Rahmanu'r-rahimsin ki, Safvan ibn-i Ümeyye'nin kalbini yumuşattın. Onlar ki hayatları boyunca Resûl-ü Ekrem'e karşı çıktı. Onlar ki, hayatları boyunca Lat ve Uzzâ için kavga ettiler. Biz ki, Yâ İlahe'l Âlemîn cürmümüzle beraber Lat ve Uzza'ya secde etmedik. Senden başkasının kapısına gitmedik. Kalbimiz onların kalbinden daha katı değilse bizlerin kalbine de rikkat ihsan eyle ya Rabbi! Haib ve hasir olarak ellerimizi indirmekten bizi masun ve mahfuz eyle ya Rabbi!


Dualarımızı dergah-ı Zat-ı uluhiyyetinde birini bin eyle ya Rabbi! Bir dileğimizde bin lütufta bulun ya Rabbi! Bir arpa boyu hizmetiyle Senin yoluna hizmet edenleri azîz ve şerif eyle ya Rabbi! Bu belde halkını soldurma ya Rabbi! Topyekün vatanımızı da güldür ya Rabbi!


Takabbel minnâ bi hürmeti'l-Fâtiha.


yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş'ta, düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir."

Kategoriler

Arkadaşlarım

mucahid23
hatto
woelfin Barış
neslinursema1
islambol
bilal2007
zerirem
blackroser
yozgatnur66
kadifekese
mkokbiyik
fatimaa
djazemimm87
genocide
garipbiryolcu
nuralemi
siiryarismasi

Check Page Ranking