Bediüzzaman Hazretlerinin “Bunu da derim ki: Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatını setr için başkasını irtica ile ve dinini, siyasete âlet yapmakla itham ederler.” (Divan-ı Harbi sh: 12) İslâmiyete irtica diye dil uzatan, ya koyu cehaletini ilan eder veya dine muhalif cereyanı hesabına din aleyhinde propaganda yapmış olur ki; hiçbir müslüman buna değer vermez ve aldanmaz. Hatta böyle propagandalar karşısında dinine daha sarılır ve ona hizmet eder. Elhasıl, geçmişte, biri Asr-ı Cahiliye, diğeri Asr-ı Saadet olarak yalnız iki hayat şekli bulunduğuna göre, menfi ve müsbet iki yaşama şeklinden söz edilebilir. Birisi: Asrımızda asr-ı cahiliye hayatını yaşamak isteyenler, asr-ı cahiliye mürtecileri; diğer tarz- hayat ise: Asr-ı Saadet’teki en yüksek fazilete sahib olan sahabe hayatına uymak isteyenler demek olur. Amma bazı cahil müslümanlardan hurafeli anlayış sahibi olanları varsa, o irtica değil, cehaletli taassubdur. İslâm ise, cehaleti kabul etmiyor. İslâmdan önceki cahiliye devrinde, sefaheti tahrik unsuru ve fitnede büyük rol oynayan hayasız kadınlar, erkekler arasında açık-saçık ve dikkati kendilerine çekecek süs ve eda ile gezerlerdi. (Bakınız: Kur’an (A’raf 7:26-28) âyetleri) Hülasa: Seksen belki yüz seneden beri müslümanlara takılmak istenen bu irtica yaftasını esas itibariyle bu ithamı yapanlara takmamız gerekiyor. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinden dinlediğimiz ders bunu gösteriyor. Bu kasıtlı gizli dinsizlerin dinsizliklerini saklayarak ehl-i imana attıkları bu iftirayı yüzlerine savuruyoruz. İlan ediyoruz ki, müslümanları kastederek “irtica tehdidi”nden bahseden ve beyanat verenler; gizli İslam düşmanı, hakiki mürtecilerdir. “İSLÂMİYETE İRTİCA, MÜ'MİNLERE MÜRTECİ DİYENLERE YAZIKLAR OLSUN ! ”
|